neydi neye benzedi
Mutlu olmak bu kadar basit midir? Sanırım evet, birgün uyanırsınız ve mutlusunuzdur işte, ve ne kadar basit görünse de o gün, aslında kolay kolay gelmez, veya geldiğinde mutluluğunuz kısa sürmez. Artık olmuştur, mutlusunuzdur, bu böyle sürer gider işte. Ne de olsa hayat sık sık değişmez, her gün köklü değişiklikleri kaldıramayız, mutluluk da bir kere geldi mi, kalıcı olur, zaten gitmesini de kimse istemez.
Sonra bir gün gelir, o veya bu sebepten vücudunuzdaki kimyasalların dengesi bozuluverir, biri falan ölmüştür, veya okulunuz bir yıl uzamıştır bilemiyorum. Artık mutlu değilsinizdir, ve tüm o yıllar ve aylar boyunca, mutluyken, bu mutluluğun sizden kaynaklandığını düşünürsünüz, bunun bir seçim olduğunu, bunu başınıza gelen birşey olarak görmezsiniz, ama depresyon hep başa gelen birşeydir. Kötü olan tüm şeyler başa gelmiştir, ama mutluluk gidip aldığınız birşeydir. Ama o gün geldiğinde, işte o mutluluk elinizden kayıp düştüğünde ve öylece yerde paramparça yatarken, beyninizde kimyasallar dengesizleşmişken, bazıları siz farkında olmadan eksilmiş ve bazıları siz farkında olmadan artmışken, tıpkı güzel bir bahar sabahı aldığınız tereyağlı, çilekli turta gibi güzel kokan mutluluğunuzun birden ne kadar da ulaşılmaz ve değerli olduğunu anlarsınız. Belki o gün pazardır, ve pastane kapalıdır.
Bocalarsınız ve pek de uzun olmayan bir geçiş dönemine girersiniz. Bu dönem tıpkı barsaklarınızın bozulması gibidir. Önce mideniz bulanır ve çok fazla gaz vardır ve sonra tıkalı bir lavaboya lavabo açıcısı dökmüşsünüz gibi midenizdeki bulamaç bağırsaklarınızdan aşağı bir formüla 1 arabası gibi ilerlemeye başlar. Virajlar keskindir ve arabaların bazıları duvarlara çarpıp parçalanırken, canınız yanabilir hatta ölenler olur. Ama kaç tur olursa olsun, bir Pazar gününüzü kabusa çevirseler de her yarış biter ve bir kazanan da hep vardır.
Geçiş döneminden sonra bir karar verilir. Ya kendinizi epeyce kasıp çalışıp çabalayıp mutluluğunuzu geri alırsınız, ya da gecenin bir yarısı, salon sehpasında bir tarot falı açıp neler olacağını görme yoluna gidersiniz. Şaka yapıyorum, ya da mutsuzluğunuzu kabullenirsiniz. Sonuçta, dünyadaki tek mutsuz insan siz değilsinizdir. Mutsuzluğa alışmak zordur, ama tekrar mutlu olmaya çalışmak da çok yorucudur. Hem allahaşkına, kim yıllarca hep mutlu yaşamak ister ki? Nerden bakarsanız bakın, “mutsuzluktaki rahatlığı özlüyorum” diye bir laf edilmiştir ve hep varolacaktır. Bu lafı edene güvenebilirsiniz çünkü kendisi “nirvana” ya ulaşmış durumdadır.
Karar vermeliyim dostlarım, uzun lafın kısası, ne bok yiyeceğime karar vermeliyim. Ya aklımı başıma toplamalıyım, ya da hepten beynimi 120 km hızla bir duvara vurmalıyım. Belki çelik kumbara misali içinden yıllardır birikmiş bozuk paralarım çıkıverir. Yine de korkuyorum. Ya ben savruk biriysem? Ya çektiğim acılar sonunda hiçbirşey öğrenmeyeceksem? Mutsuzluğu seçip birşey elde edemeyeceksem?
[ 01:01 ] [ 27/3/2006 ] [ yok Yorum ] [ Yorum yaz ] [ Bağlantı ]